Modern Maskülenliği Yaratmak: Yeni Nesil Erkek Modeli


Maskülenlik Nedir?

Maskülenlik, toplumda genellikle erkek cinsiyetine özgü kabul edilen ve erkeklikle ilişkilendirilen özellikler, davranışlar ve karakteristiklerin bütünüdür. Bu kavram, toplumsal ve kültürel açıdan belirlenen normlar ve beklentiler doğrultusunda erkeklere atfedilen özellikleri tanımlar.

Maskülenlik, farklı toplumlarda ve zamanlarda değişiklik gösteren bir kavramdır. Geleneksel olarak, erkeklerin güçlü, cesur, rekabetçi, bağımsız, liderlik yeteneğine sahip ve duygusal açıdan sert olmaları beklenirken, kadınlara atfedilen diğer cinsiyet özellikleri ise feminenlik olarak adlandırılır.

Ancak, toplumsal normlar ve cinsiyet rolleri zamanla değişebilir ve farklı kültürlerde farklı değerlere dayalı olarak şekillenebilir. Son yıllarda, toplumda cinsiyet rollerine yönelik farkındalık artmış ve bazı bölgelerde geleneksel cinsiyet normlarına meydan okuyan çeşitli cinsiyet anlayışları ve ifadeleri benimsenmiştir.

Unisex ve cinsiyet ötesi (genderqueer) kavramları gibi, geleneksel maskülenlik ve feminenlik kavramlarını sorgulayan ve cinsiyetin bir spektrum olduğunu vurgulayan bakış açıları ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, her bireyin benzersiz ve karmaşık bir kimliğe sahip olduğu anlayışı daha yaygın hale gelmiştir.

Tarihçesi;

Maskülenliğin tarihi, insanlık tarihi boyunca farklı kültürler ve toplumlar tarafından şekillendirilmiştir. Bu kavramın tarihsel gelişimi, değişen toplumsal normlar, siyasi ve ekonomik yapılar, din ve kültür gibi birçok etkenden etkilenmiştir. İşte maskülenliğin tarihsel dönemlere göre bir bakış:

Antik Dönem:

Antik dönemde, birçok toplumda maskülenlik, güçlü, savaşçı ve liderlik nitelikleri ile ilişkilendirilen erkeksi özellikleri ifade ediyordu. Örneğin, eski Yunan'da, savaşçı erkekler ve sporcuların maskülenlik idealine uygun olduğu düşünülürken, filozoflar ve entelektüeller genellikle bu idealin dışında kalıyorlardı. Roma'da ise güçlü askeri liderlik ve cesaret, erkeklerin maskülenliklerini kanıtlamaları gereken önemli niteliklerdi.

Orta Çağ:

Orta Çağ döneminde, Hristiyanlık ve İslam gibi dinlerin etkisiyle maskülenlik, erkeklere ahlaki ve dini bir sorumluluk yükledi. Cesaret, sadakat, kahramanlık ve aileye olan bağlılık, bu dönemde maskülenlik kavramının merkeziydi. Şövalyeler, soylu erkekler ve din adamları, maskülenlik idealini temsil eden figürler olarak kabul ediliyordu.

Rönesans ve Aydınlanma Dönemi:

Rönesans dönemi ve sonrasında Aydınlanma hareketi, insana odaklanan ve insanın potansiyelini vurgulayan bir dönem oldu. Bu dönemde, erkeklik ve kadınlık kavramları daha da belirginleşti ve cinsiyet rolleri daha sıkı tanımlandı. Erkekler, bilim, sanat ve entelektüel alanda başarı göstermeye teşvik edilirken, kadınlar genellikle ev işleri ve çocuk bakımı gibi alanlarda rol verilen kişiler olarak kabul ediliyordu.

Sanayi Devrimi ve Modern Dönem:

Sanayi devrimiyle birlikte, erkeklerin çalışma hayatında ve toplumun diğer alanlarında daha belirgin roller üstlenmeleri beklenmeye başlandı. Maskülenlik, endüstriyel toplumun güçlü, çalışkan ve rekabetçi bireyler gerektiren yapısına uygun hale geldi. 20. Yüzyılın ortalarından itibaren, toplumsal cinsiyet normlarının eleştirisi artmaya başladı ve kadın hakları hareketleri gibi hareketler, kadınların toplumdaki rollerini ve algılanışlarını değiştirmeye çalıştı.

Günümüz:

Günümüzde, maskülenlik kavramı giderek daha fazla çeşitlilik ve eleştirinin konusu olmaktadır. Cinsiyet rolleri ve cinsiyet kimliği konusundaki tartışmalar, toplumların maskülenlik ve feminenlik anlayışlarında dönüşümlere yol açmaktadır. Geleneksel maskülenlik idealine meydan okuyan, daha duygusal ve empatik yanlarını gösteren erkekler ve cinsiyet dışı kimliklere sahip bireyler, toplumsal kabul görmeye başlamıştır.

Bu dönüşüm süreci, toplumsal cinsiyetin daha kapsamlı ve esnek bir anlayışını teşvik ederek, cinsiyetin bir spektrum olduğu düşüncesini ön plana çıkarmaktadır. Bu da maskülenlik kavramının, zaman içinde sürekli olarak değişen ve evrilen bir sosyal yapı olduğunu göstermektedir.

Sosyal Medyanın Genç Erkekler Üzerindeki Olumsuz Etkileri:


Maskülenliğin ne olduğu ve tarih içerisindeki değişimlerinin konu edildiği üst başlıklarda gördük. Gelişen ve evrilen bu çağa ayak uydurmak oldukça zor hale geldi. Özellikle teknolojinin gelişiminin erkek üzerinde oldukça negatif bir etkisi var.  Teknolojinin bilinçsiz bir şekilde küçük çocukların eline geçmesi ve orada buldukları gereksiz huzur büyüdüklerinde de bir şekilde gerçeklikten kaçmayı istemelerine neden oluyor. 

Sosyal medyanın erkekler üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğu birkaç önemli nokta şunlardır:

  1. Beden Algısı ve Benlik Saygısı Sorunları: Sosyal medya, mükemmel bedenlerin ve ideal görünümlerin sürekli olarak vurgulandığı bir platformdur. Bu durum, erkeklerin de kendileriyle ilgili olumsuz düşüncelere kapılmasına ve beden algısı ile benlik saygısında sorunlar yaşamasına neden olabilir. Vücutlarından memnun olmama, fiziksel görünümlerini sürekli olarak karşılaştırma ve kendilerini yetersiz hissetme eğilimleri görülebilir.
  2. Şiddet ve Agresyon Normalleştirme: Sosyal medya, bazı durumlarda şiddet ve agresyonun normalleştirilmesine veya romantikleştirilmesine yol açabilir. Erkekler, sosyal medya platformlarında saldırgan veya toksik davranışları sergilemeye yönlendirilebilir veya bu tür davranışları normalleştirilmiş olarak görebilir.
  3. Karşılaştırma ve Rekabet: Sosyal medya, insanları sürekli olarak diğer insanlarla karşılaştırmaya ve bir rekabet ortamında hissetmeye teşvik edebilir. Bu durum, erkeklerin başkalarıyla rekabet etme arzusunu artırabilir ve sürekli olarak daha iyi olma veya daha fazlasına sahip olma baskısı altında hissetmelerine yol açabilir.
  4. Dijital Bağımlılık: Sosyal medyanın sürekli kullanımı, dijital bağımlılığa ve zaman yönetimi sorunlarına neden olabilir. Erkekler, sosyal medyada geçirilen uzun süreler nedeniyle diğer önemli yaşam alanlarını ihmal edebilirler.
  5. Duygu ve Duygusal İfade Engelleri: Sosyal medya, erkeklerin duygusal ifadelerini sınırlayabilir veya bastırabilir. Toplumsal normlar ve cinsiyet rolleri nedeniyle, erkeklerin duygusal zorluklarını veya duygusal paylaşımları sosyal medyada sergileme eğilimleri olumsuz etkilenmiş olabilir.
  6. Sosyal İzolasyon ve Yalnızlık: Sosyal medya, sosyal etkileşimlerin dijital platformlara kaymasına ve gerçek yaşam bağlantılarının azalmasına neden olabilir. Erkekler, sosyal medya bağlantıları üzerinden yüz yüze iletişimi azaltarak sosyal izolasyon ve yalnızlık hissine kapılabilirler.

Bu olumsuz etkiler, sosyal medyanın sağlık ve refah üzerindeki etkilerinin yanı sıra, erkeklerin cinsel kimlikleri ve cinsiyet rolleri üzerindeki algıları üzerinde de etkili olabilir. Özellikle genç erkeklerin sosyal medya kullanımını dengelemesi, kritik düşünmeleri ve duygusal refahlarına önem vermeleri önemlidir. Aynı zamanda, bu konudaki farkındalığın artması ve toplumda daha esnek ve sağlıklı cinsiyet normlarının teşvik edilmesi, olumsuz etkileri azaltmaya yardımcı olabilir. 

Modern Maskülenliği Yaratmak: Yeni Nesil Erkek Modeli:


Modern maskülenlik, geleneksel erkeklik anlayışının yerine, daha duyarlı, esnek ve sağlıklı bir erkek modelini temsil eden bir kavram olmalıdır. Yeni nesil erkekler, geleneksel cinsiyet normlarını ve toplumsal beklentileri sorgulayarak, daha özgür ve kendine özgü bir cinsiyet kimliği sergileme eğilimindedirler. Modern maskülenlik kavramını şekillendiren bazı önemli unsurlar şunlardır:

  1. Duyarlılık ve Empati: Modern maskülenlik, duygusal ifade ve empati becerilerini önemsemeli Erkeklerin duygusal yönlerini kabul etmeleri, duygularını ifade etmeye cesaret etmeleri ve başkalarının duygularına anlayışla yaklaşmaları teşvik edilmeli. Ancak yine de yaşamın gerçeklerini görmeli ve bu duygularını ifade etmeye cesaret etmelerinin, bilinçsiz bir kullanımda kendileri negatif bir durum olarak döneceğini unutmamalı. Kim ne derse desin, kimsenin güçsüz bir erkeğe saygı duymadığı kanaatindeyim.
  2. Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Hakları: Yeni nesil erkekler, cinsiyet eşitliği ve kadın haklarına destek veren bir tutum sergilerler. Geleneksel cinsiyet rollerine sıkı sıkıya bağlı kalmak yerine, kadınların güçlenmesine ve adil fırsatlara katkıda bulunmaya odaklanırlar. Ne de olsa kadın nüfusu bir ülkenin potansiyelinin yarısıdır. 
  3. Toplumsal Sorunlara Duyarlılık: Modern maskülenlik, toplumsal sorunlara karşı duyarlılık ve aktif katılımı teşvik eder. Erkekler, çevre, sosyal adalet, insan hakları ve toplumun diğer sorunlarına duyarlı bir şekilde hareket etmeyi önemsemeliler. Tabi bunu yaparken de toksik bir saldırganlıktan uzak durulmalı.
  4. Sağlıklı ve Pozitif Maskülenlik: Modern maskülenlik, sağlıklı ve pozitif bir erkeklik modeli oluşturmayı hedefler. Erkekler, fiziksel sağlık, ruhsal denge ve sağlıklı ilişkiler gibi konularda önemli değerler taşımalıdırlar.

Bu unsurlar, modern maskülenliğin geleneksel erkeklik anlayışının sınırlamalarını aşarak, daha pozitif, kapsayıcı ve eşitlikçi bir erkek modeli yaratmayı amaçladığını gösterir. Toplumda bu yeni erkek modelinin kabul görmesi, cinsiyetler arası ilişkilerin daha sağlıklı ve adil bir zeminde gelişmesine katkı sağlayabilir.

Yorumlar