Bugün Aziz Nesin’in bir videosuna denk geldim. Ne kadar güzel açıklamış, ne kadar ileriyi görmüş… Düşüncelerini saklamadan söylemiş ve korktuğu gibi de olmuş. Ama ben Aziz Nesin’den değil, başka bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Bu ülkede, Müslümanlarla aynı fikirde değil diye sözü dinlenmeyen, hor görülen; ama bir gün biri çıkıp kendi lehine bir şey söylediğinde “Bak, Aziz Nesin de böyle demiş” diye alıntılanan aydınlarımız var. Hak ettikleri saygıyı göremeyen ve büyük ihtimalle asla da göremeyecek olan o değerli insanlar…
Videonun yorumlarını okuma hatasını yaptım. Bir kişi “Allah rahmet eylesin” yazmış. Kendi inancına göre bir saygı ifadesi… Gayet güzel bir davranış. Ama altına “Dinsize rahmet okunmaz” diye başlayan tartışmaları gördüm. İçim sızladı. İşte tam da bu yüzden söylüyorum:
Rahmetiniz batsın.
Açık konuşayım, kimsenin rahmet dileklerine ihtiyacım yok. Ama şunu söylemek gerek: Herkesin kafasında bir “tanrı” figürü var, fakat inandığınızı sandığınız o figür, aslında inandığınız kitapta anlatılanla aynı değil. Ne olur, açın ve okuyun şu kitabı.
Ama yok… İşiniz gücünüz saygısızlık ve menfaat. İnanılan tek şey, öldükten sonra cennete ya da cehenneme gidileceği ve birkaç masaldan ibaret. İnancınız gerçekten mantıklı bulduğunuz için değil, sadece “Cehenneme gitmemek için.” Şahit olduğunuz hiçbir şey yok. Yalnızca belli bir ütopyanın etrafında bulunmak ve “biz de sizdeniz” diyebilmek için yaşıyorsunuz.
Eğer bir Tanrı varsa, insanlığı cehaletten korusun. Çünkü bunu ondan başkası yapamayacak.

İlk yorum yapan siz olun